ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük tarifelerini askıya alması, küresel piyasalara nefes aldırdı. Sert satışların ardından borsa endeksleri hızla toparlanırken analistler, bu geri adımın kısa vadeli bir rahatlama sağladığına ancak ticaret savaşı belirsizliğinin tamamen ortadan kalkmadığına dikkat çekiyor.
Tarifelerde Ani Dönüş: Trump’ın Stratejik Geri Adımı

ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde Çin’den ithal edilen ürünlere yönelik geniş kapsamlı yeni tarifeleri ‘ticaret savaşında son nokta’ olarak nitelendirmişti. Ancak piyasalarda ardı ardına gelen sert satış dalgaları ve iş dünyasından yükselen itirazlar, Beyaz Saray’ı stratejik bir geri adım atmaya zorladı. Hafta sonu yapılan açıklamada, söz konusu ek vergilerin ‘müzakerelere alan açmak’ amacıyla geçici olarak askıya alındığı duyuruldu. Trump yönetimi, bu kararla birlikte piyasaların üzerindeki ani baskıyı hafifletmeyi ve Çin ile masaya dönme niyetini ortaya koydu. S&P 500 vadeli işlemleri, haberin ardından yaklaşık yüzde 2 yükseldi. Asya seansında ise Nikkei 225 ve Shanghai Composite endeksleri yüzde 1’in üzerinde prim yaptı. Beyaz Saray’ın bu hamlesi, Trump’ın başkanlığı döneminde tarifeler konusunda yaptığı birkaç geri dönüşten biri olarak kayıtlara geçti.
Piyasa stratejistleri, bu gelişmeyi ticaret anlaşmazlığında taktiksel bir mola olarak değerlendiriyor. Geçmişte yaşanan benzer dönemlerde, ilk rahatlamanın ardından yeniden tırmanan gerilimlerin yatırımcı beklentilerini kısa sürede tersine çevirdiği görülmüştü. Dolayısıyla mevcut toparlanmanın sürdürülebilirliği, önümüzdeki günlerde yapılacak müzakerelerin seyrine odaklanmış durumda. CBOE VIX korku endeksi, 28 puandan 22 puana gerileyerek yatırımcı duyarlılığındaki olumlu dönüşü teyit etti. Bu tablo, küresel çapta hisse senedi alıcılarının piyasaya döndüğünün en net göstergesi oldu.
Hisse Senetleri ve Emtialarda Sert Tepki

Trump’ın geri adımı, en hızlı refleksi hisse senedi piyasalarında gösterdi. New York borsasında önceki seansta yüzde 3’e varan kayıplar silinirken, Nasdaq 100 vadeli işlemleri yüzde 2,5 primle 18.500 puan seviyesini zorladı. Avrupa’da Stoxx 600 endeksi yüzde 1,8 artıya geçti. Gelişmekte olan ülke borsaları da risk iştahındaki bu toparlanmaya eşlik etti. Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, haftaya yüzde 1,6 yükselişle 9.500 puanın üzerinde başladı.
Emtia tarafında ise güvenli liman talebindeki azalmayla birlikte altın fiyatları 3.100 dolar seviyesinden 3.050 dolar civarına geriledi. Aynı saatlerde Brent petrol, arz kısıtlamalarının etkisiyle yüzde 1,5 primlenerek 72 dolara yaklaştı. Bakır gibi sanayi metalleri de ticaret iyimserliğini satın aldı, Şanghay bakır vadelisi yüzde 1,2 yükseldi. Tarım emtialarında ise Çin’in alım yapabileceği beklentisiyle soya fasulyesi yukarı yönlü hareket etti. Analistler, altındaki düşüşü geçici bir soluklanma, petroldeki hareketi ise talebe ilişkin olumlu sinyallerle açıkladı. Öne çıkan sektörler şunlar oldu:
- Teknoloji: Apple ve Microsoft hisseleri yüzde 2’nin üzerinde değer kazandı.
- Otomotiv: Avrupalı üreticiler, Çin pazarına yönelik endişelerin azalmasıyla toparlandı.
- Enerji: Petrol devlerinin hisseleri, artan fiyatlarla destek buldu.
- Savunma: Jeopolitik risklerin hafifleme ihtimaliyle bu sektörde kâr satışları görüldü.
Bu hareket, yatırımcıların dip alım fırsatı gördüğüne işaret etse de uzmanlar, ticaret belirsizliği sürdükçe piyasalardaki dalgalanmanın devam edeceğini belirtiyor. Özellikle gelişmekte olan piyasalar için ihracat görünümü, kısa vadeli rahatlamaya rağmen kırılganlık taşıyor.
Dolar ve Tahvil Piyasasında Değişen Dinamikler

Tarife haberleri, döviz piyasasında da yön değişimine neden oldu. Dolar endeksi, geçen hafta 105 seviyesini test ettikten sonra 104,2’ye kadar gevşedi. Piyasalar, ticaret savaşı kaygıları azaldıkça Fed’in faiz indirimine gitme ihtimalini yeniden fiyatlamaya başladı. ABD 10 yıllık tahvil faizi, haftanın ilk işlem gününde yüzde 4,10’dan yüzde 4,25’e yükseldi. Bu hareket, güvenli liman talebinin azaldığını ve yatırımcıların yeniden riskli varlıklara yöneldiğini gösteriyor. Tahvil piyasasındaki satış, küresel büyüme beklentilerindeki kısmi iyileşmenin bir yansıması olarak okundu.
Türkiye piyasalarına yansımalar da olumlu oldu. Dolar/TL kuru, hafta başında 32,60 seviyesinden 32,20’ye kadar geri çekildi. TL’deki değer kazancı, TCMB’nin sıkı duruşu ile birleşince taşıma ticareti (carry trade) için cazip bir ortam oluşturdu. Analistler, kurdaki bu hareketin sürdürülebilirliğinin, küresel risk algısındaki seyre ve yurt içi enflasyon verilerine bağlı olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca, gelişmekte olan para birimleri arasında Güney Afrika randı ve Brezilya reali de hafif değer kazandı. İhracatçı sektörler için bu rahatlama, rekabet avantajını koruma adına önemli bir fırsat penceresi olarak değerlendiriliyor.
Uzman Görüşleri: Sürdürülebilir mi?

Küresel ekonominin önde gelen analiz kuruluşları, Trump yönetiminin bu geri adımını temkinli bir iyimserlikle karşıladı. Goldman Sachs, tarifelerin ertelenmesinin küresel büyüme üzerindeki kısa vadeli baskıyı azalttığını ancak belirsizliğin hâlâ yatırım kararlarını geciktirebileceğini bildirdi. Saxo Bank stratejisti Peter Garnry, “Piyasadaki rahatlama meşru, ancak bu durumun geçici olduğu unutulmamalı. ABD ile Çin arasındaki ciddi yapısal sorunlar çözülmeden, tarifelerin yeniden gündeme gelmesi kaçınılmaz” değerlendirmesinde bulundu. TCMB eski başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara ise, Türkiye özelinde şu değerlendirmeyi yaptı: “Küresel risk iştahındaki toparlanma kısa vadede TL varlıkları destekler. Ancak Türkiye’nin yüksek cari açığı ve dış finansman ihtiyacı, ticaret gerilimlerine karşı kırılganlığını artırıyor.” Uzmanlar, şu noktalara dikkat çekiyor:
- Müzakere takvimi: Önümüzdeki iki hafta içinde yapılması beklenen üst düzey görüşmeler belirleyici olacak.
- Makro veriler: ABD’de açıklanacak enflasyon ve istihdam rakamları, Fed’in yol haritası üzerinde etkili.
- Jeopolitik faktörler: Ukrayna ve Orta Doğu’daki gelişmeler, risk algısını anlık olarak değiştirebilecek nitelikte.
- Türkiye’ye etkiler: Sıcak para girişi ve TL değerlenmesi olumlu olsa da ihracat pazarlarındaki belirsizlik risk oluşturuyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) da son raporunda, artan korumacılığın küresel büyümeyi 2026’ya kadar yüzde 0,5 oranında azaltabileceği uyarısında bulunmuştu. Bu öngörü, piyasalardaki iyimserliğin ne ölçüde kalıcı olabileceği konusunda şüphe uyandırıyor. Yurt içinde ise ihracatçı birlikleri, yaşanan düzeltmenin hemen akabinde “kalıcı ticaret barışının şart olduğu” mesajını verdi.
Sonuç ve Piyasalar İçin Önümüzdeki Dönem
Trump’ın tarife geri adımı, kısa vadede küresel piyasalara ilaç gibi geldi. Satış baskısının hafiflemesi, riskli varlıkların toparlanmasını sağlarken doların değer kaybı da genişleyen bir rahatlamaya işaret etti. Ancak bu tablo, temel sorunun çözüldüğü anlamına gelmiyor. Ticaret savaşının yarattığı belirsizlik, şirket kârları ve küresel büyüme üzerindeki baskıyı sürdürecek gibi görünüyor. Yatırımcıların, önümüzdeki haftalarda açıklanacak verileri ve yapılacak siyasi temasları yakından izlemesi gerekiyor.
Piyasa katılımcıları için kilit soru, bu geri adımın bir strateji değişikliği mi yoksa taktiksel bir manevra mı olduğu. Geçmiş tecrübeler, ani dönüşlerin ardından sert geri dönüşlerin yaşanabileceğini gösteriyor. Bu nedenle portföy yöneticileri ve bireysel yatırımcıların, risk yönetimini ön planda tutması öneriliyor. Unutulmamalıdır ki, ticaret politikalarındaki belirsizlik devam ettikçe, piyasalarda dalgalı seyrin kalıcı bir hal alması muhtemel. Türk lirası ve Borsa İstanbul için bu süreç, küresel kırılganlıkları gözeten seçici bir yaklaşımı zorunlu kılıyor.
Bu içerikte yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz. Herhangi bir yatırım kararı almadan önce kendi araştırmanızı yapmanız önemlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Trump’ın geri adımı hangi tarifeleri kapsıyor?
Trump, Çin’den ithal edilen ürünlere getirilen yeni gümrük vergilerini geçici olarak askıya aldı. Bu kapsamda elektronik, makine ve tekstil gibi kategorilerdeki ek vergilerin uygulanması ertelendi.
Piyasalar neden bu kadar sert dalgalandı?
Ticaret savaşı endişeleri, küresel büyüme beklentilerini baskıladı. Yatırımcılar, tarifelerin enflasyonu artıracağı ve tedarik zincirlerini bozacağı kaygısıyla riskli varlıklardan çıktı.
Bu gelişme Türkiye’yi nasıl etkiler?
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler, risk iştahındaki toparlanmadan olumlu etkilenir. Borsa İstanbul ve Türk lirası kısa vadeli değer kazandı. Ancak ihracat pazarlarındaki belirsizlik risk oluşturuyor.
Önümüzdeki dönemde nelere dikkat edilmeli?
ABD ile Çin arasındaki müzakere sürecinin seyri, Fed’in faiz politikası ve açıklanacak makroekonomik veriler takip edilmeli. Uzmanlar, bu geri adımın kalıcı bir çözüm olmadığı konusunda uyarıyor.
Kaynaklar: Reuters · Bloomberg HT