SON DAKİKA

Acımasız Dikdatör Hitler

Bu biyografi 01 Kasım 2017 - 23:49 'de eklendi ve 15 views kez görüntülendi.

Adolf Hitler 20 Nisan 1889’da Avusturya’nın Alman sınırına yakın “Braunau am Inn” bölgesinde dünyaya gelmiştir.Annesi tarafından çokca şımartılan fakat babası tarafından da bir o kadar da terslenen Hitler,tam anlamıyla sefil bir hayat yaşamıştır.Çocukluğunu ve gençliğini sokaklarda yatarak,yemeklerini aşevlerinde yiyerek,günübirlik bir hayat yaşayarak geçirmiştir.İyi bir öğrenci olmayan Hitler,16 yaşında okulu terkedip hayatının amacını aramaya başlamıştır.Keşiş olmaktan bahsedip sanatla ilgilenip,tablolar yapmış ama bunlarda da başarılı olamamıştır.Sefalet içinde geçen 4 yılın ardından bir gün Hitler’in kurtuluşum dediği olay gerçekleşir.Sokaktaki büyük kalabalığın arasında 1.Dünya Savaşı’nın ilan edildiğini duyar ve sonrasında hissettiklerini şu sözlerle dile getirir : “Dizlerimin üzerine eğildim ve tanrıya şükrettim.” Evet Hitler tanrıya şükretti çünkü savaş onun sefil hayatından kurtuluşu demekti.Bir asker olarak kan dökmekten zevk alan Adolf,asker arkadaşları tarafından hiç sevilmezdi.Savaş bitince Almanya’ya geri döner ama ülke yenildiği için büyük bir kargaşa içindedir.Asıl amacı darbecilere karşı yönetime muhbirlik yapmak olan Hitler,Alman İş Partisi grubunu ele vermek yerine onlara katılır.Darbe planı ona heyecan vermektedir.İyi hitabet gücü olan Adolf,halkı tahrik edici konuşmalar yaparak yavaş yavaş takipci toplamaya başlar.Kısa sürede küçük çaplı bir nüfuza sahip olup partinin başına geçer ve partinin adını “Nasyonel Sosyalist Parti (NAZİ)” olarak değiştirir.Hitler ilk olarak toplumdaki mutsuz,dışlanmış alt sınıfa seslenir.Kendine ufak çaplı politik bir ordu kurar.Bu ordunun amacı ona karşı çıkanları ve politik rakipleri korkutup yıldırmaktı.Adolf bu sayede küçük ama tehlikeli bir politik kişi olmuştu.Bu yönü konumu ve elde ettiği güç hayatı boyunca dışlanmış olan geleceğin dikdatörünün başını döndürmüştü.Artık büyük girişimler peşindeydi ve kafasında yavaş yavaş darbe planı şekillenmeye başlamıştı.

1923 yılında Hitler,özel birliğiyle yaptığı toplantıdan sonra Münih sokaklarında bir yürüyüş başlar ve bunu “Milli darbe hareketi başladı.”diye ilan eder.Fakat işler istediği gibi gitmez.Mevcut hükümet polisi yürüyüşü durdurup darbeci parti başkanını tutuklar.Hitler’in hakkında 5 yıl hapis istenir ama politik gücü sayesinde sadece 8 ay özel bir hapishanede.Burada gelecekteki emellerini ve düşüncelerini anlatan “Mein Kampt (Kavgam” adlı kitabı yazar.Bu kitaptaki düşünceleri çoğu kişi tarafından alay konusu edilir.Fakat Hitler yılmayıp amaçlarına ulaşmak için çalışmalarına devam eder.Her fırsatta halka seslenip onlara Almanya’yı eski gücüne kavuşturma vaatlerinde bulunur.Günler ilerledikçe Hitler taraftarının sayıları artar.Artık binlerce kişi onun gelecek vaat eden biri olduğuna inanmıştı.Bu dönemde ülkede büyük bir işsizlik sorunu ortaya çıkar.Yaklaşık 5 milyon işsizin bulunduğu Almanyada yönetim bu soruna bir türlü çözüm bulamaz.Darbe planları yapan Hitler bu durumdan faydalanarak halkı tahrik edip isyan ve ayaklanma için kışkırtmıştır.Hükümet başkanı hiç sevmediği halde Hitler ve partisiyle anlaşmaya mecbur kalır.1932 yılına gelindiğinde ise Hitler süpriz bir şekilde başkanlık seçimlerine aday olur.Darbe planları yapan Hitler’in demokratik yola başvurmasındaki büyük etkenler;taraftarlarına,halkın büyük bölümünü etkilediğine ve nüfuzuna inanıp güvenmesiydi.Seçim sonuçları açıklandığında ise hayal kırıklığı yaşadı.Seçimi kaybeden Hitler çok sinirlenir yönetimi ele geçirmek için şiddete başvurur.Özel birliği seri cinayetler işleyip,binaları ateşe vermiştir.Adolf suçu ülkedeki diğer oluşumlara atar ve Almanya’nın güçlü bir lidere ihtiyacı olduğunu söyleyip,parlementodan tam diktatörlük yetkisi talep eder.Hitler bu sefer başarmıştır.İstediği yetkiyi kazanıp yönetimi ele geçirmiştir.Siyasi hayatına muhbir olarak başlayan ve daha sonra Almanya’yı avucunun içine alan bu diktatörün ilerleyen yıllarda milyonlarca insanın ölümüne yol açacağını kim bilebilirdi ki ?

Hitler ülke içindeki planlarını bitirdiğinde yönünü artık avrupaya döndürmüştür.İsteklerinin önüne geçemiyordu yaşadığı toprakla yetinmeyip yeni topraklar kazanmak için orduyu geliştirmek için ağırlık vermişti.İlk askeri harekatını Versay Antlaşması’na göre silahsızlandırılan bölgeye yapmıştır.İngilitere ve Fransa izledikleri dış politika sebebiyle bu duruma ses çıkartmamıştır.Daha sonra Hitler İtalya lideri Mussolini ile görüşüp İtalya’yı kendine müttefik yapmıştır.Ardından zayıf Avusturya’yı da ilhak etmiştir.Bu durum karşısında İngiltere ve Fransa askeri müdahale yerine politik girişimlerde bulunmuştur.İki ülke başkanları Hitler ve Mussolini ile görüşmelere başlamış, Hitler Südetler Bölgesi kendine verilmezse saldıracağını bildirmiş.Uzun süren pazarlıklar sonucu istediğini elde etmiştir.Ancak dikdatörün bütün avrupaya hakim olma arzusu onu tetiklemiş ve yapılan antlaşmalara rağmen Almanya 1939 Polonya’yı işgal ederek en kanlı savaş olan 2.Dünya Savaşını başlatmıştır.Almanya daha sonra Hollanda,Norveç ve Danimarka’yı işgal etmiştir.Belçika işgaili sonucunda karşısına İngiliz ve Fransız birlikleri çıkmıştır.Almanya köşeye sıkıştırdığı 300 bin İngiliz ve Fransız askerini katletmek için bombardımana başlar ama askerler bu saldırıdan kurtulur.Fransa yenilginin şokunu atlatamadan Hitler bu kez Fransaya girer ve ülkeyi teslim alır.Zafere doymayan Naziler,bu sefer İngiltereyle savaşmaya başlar fakat senaryo değişir.Sayıca az olmasına karşın Kraliyet Hava Kuvvetleri,Nazilere büyük kayıplar yaşatır ve işgali sonlandırır.Hiç beklemediği bir sonuçla karşılaşan Hitler yeni hedef olarak Sovyet Birliğini seçer.Alman orduları ağır bombardıman saldırılarıyla Rusya’nın içlerine doğru ilerler.İşler dikdatörün istediği gibi giderken Japonya’nın saldırısı üzerine ABD savaşa girer.Bu beklenmedik olay Hitler’i zora sokmuştur ve mecburen ABD’ye savaş ilan etmiştir.Birden fazla cephede savaşmak zorunda kalan Almanya, cephane sıkıntısı yaşamaya başlar.Bunun sonucunda ilk darbeyi Kuzey Afrika’da yer.Bunu Rus saldırısı takip eder.Hitler artık savunmaya çekilmiştir.Müttefik kuvvetler, Alman savunmasını aşıp karaya çıkarma yapınca dikdatörün karargahı yeraltındaki bir sığınağa taşınmıştır.Alman subaylar arasında savaştan bıkan bir kesim oluşmuştu hatta bunlar Adolf’e suikast girişiminde bulundu.Ama Hitler yaralı olarak kurtuldu.Köşeye sıkışan dikdatör gittikçe vahşileşip 5 milyon yahudi ve istenmeyen azınlığı toplama kamplarında,gaz odalarında ve fırınlarda yakarak katletmiştir.Batıdan Amerika ve İngiliz,doğudan Rus orduları Almanyayı kuşatmıştır.Hitler son kez karşı saldırıya geçti.Bu savaş onun ölüm kalım savaşıydı ve Hitler hayatını ortaya koyduğu bu kumarı kaybetti.30 Nisan 1945 tarihinde Rus orduları Berlin’de yerüstündeki her şeyi yok ederken yeraltında Hitler vasiyetini yazdıktan sonra tabancasını ağzını sokup tetiği çekti.

Sapkın bir insanın arzuları peşinde koşup, egosunu tatmin etmesi için dünyanın dört bir yanında savaşlar yaşandı.Sırf haz etmediği için milyonlarca insanı yakıp küllerinden sabun yaptı.Saldırgan tutumu nedeniyle 2.Dünya Savaşın’da 40-50 milyon insan hayatını kaybetti.Aldığı canlar yetmedi sonunda kendi canını da aldı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bosna ve Leyla

Bosna, Müslüman aleminin kanayan yarasıdır.Müslümanların kendilerinden utanmaları için Bosna'yı, orada yapılan katliama sessiz kaldıklarını hatırlamaları yeterlidir.Aslında bu sadece müslümanların değil tüm insan olduğunu iddia edenlerin vicadınını sızlatan bir olaydır.Avrupa'nın göbeğinde, tüm dünyanın gözleri önünde işlenen bu insanlık suçunu biz unutsak bu toprak , bu gökkubbe, bu kuşlar unutmayacaktır. Bugün bile hatırlandığında tüyler ürperten bu katliamı en çarpıcı yüzüyle anlatan kitaplardan biridir Leyla. Bu kitapta bu katliamın canlı tanığı olan Leyla'yı dinleyeceksiniz. Gerçek bir yaşanmışlık ve belkide gerçek ilk kez bu kadar korkunç. İnsanlık tarihinde birçok toplu katliam yapıldı elbet ama Bosna katliamında 'toplu k…

Hezarfen Ahmet Çelebi Kimdir?

Hezarfen ahmet çelebinin hayatı Hezarfen bir çok kişi tarafından bilinen, adına çizgi filmler yapılmış tanınmış bir bilim adamıdır. 1609 yılında dünyaya gözlerini açmış bir Osmanlı bilim adamıdır. İnsanlarında uçacağını hayal etmişti ve bununla ilgili çalışmalar yapmıştı. Bu çalışmalarını gerçekleştirmesi üzerine dönemin sultanı tarafından Hezarfen yani her şeyi fazlasıyla bilen lakabını almıştı. O günden bu yana Hezarfen olarak tanınmakta, türk kitaplarında öyle bilinmektedir. İsmail adı kişi ve herkesin bildiği ünlü ressam bu konuda çalışmalar yapmış ve yazılar yazmıştır. Hezarfen çalışmalarını yaparken İsmail cevheri tarafından yazılan yazarılara ve tasarılara bakmış, onun yazdıklarından faydanlanmştır. Ok meydanı ad…

Sarah Jio Kimdir

Sarah Jio, 18 Şubat 1978 doğumlu Amerikalı genç bir gazateci, yazardır. Evli ve 3 erkek çocuğu annesidir. Ailesi ile beraber Amerika Birleşik Devletleri'nin Seattle şehrinde yaşamaktadır. Yazmaya çok küçük yaşlarda başlamış ve kısa zamanda kendini iddalı yazarların arasına atmayı başarmıştır. 7 kitap yayınlamış olan Sarah Jio'nun en çok yankı uyandıran eseri Library Journal En İyi Kitap Ödüllü ''Mart Menekşeleri'' adlı kitabıdır. Yayınladığı eserlerin birçoğu New York Times çok satanlar listesinde bulunmaktadır. İlk olarak ''Böğürtlen Kışı'' romanı ile kitap dünyasına atılan Sarah Jio, daha sonra kitaplarını zaman sırasına göre ''Mart Menekşeleri'' , ''Yağmur Sonrası'' , ''Son Kamelya'' , ''Gündüzsefası'' , ''Agapi'' ve ''Elveda Haziran'' …

Yahya Kemal Beyatlı

2 Aralık 1884 Üsküp doğumlu olan Yahya Kemal Beyatlı, ilköğrenimini burada görmüştür. 1897 yılında ailesi ile birlikte Selanik'e yerleşen ünlü edebiyatçı, annesinin verem nedeni ile ölümünden oldukça etkilenmiştir. Babasının annesinin vefatının ardından yeniden evlenmesini içine sindiremeyip tek başına geri Üsküp'e dönmüştür. Ancak burada eskisi gibi hayat süremeyip geri Selanik'e dönerek "Esrar" mahlası ile şiirler yazmaya başlamıştır. Ortaöğrenimine devam etmesi için 1902 yılında İstanbul'a gönderilen şair, 1903 yılında Paris'e gitmiştir. Hiç dil bilmeden gittiği bu yabancı şehirde kısa sürede Fransızca öğrenen Beyatlı, 1904 yılında Sorbonne Üniverisitesi'nde Siyasi Bilimler öğrenimi görmeye başlamıştır. Öğrenimini bitirdikten sonra…

Sinan YAĞMUR

Sinan YAĞMUR, 1965 yılında Kırşehir' de doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini Kırşehir' de tamamlamıştır. Gördüğü rüya hayatının miladı olmuştur. Rüyasında gördüğü şehre Konya' ya yerleşti. Yağmur çeyrek asırdır tasavvus kokusu almaya çalışmaktadır. Yazdığı eserleriyle büyük beğeni toplayan yazar, özellikle Aşkın Gözyaşları kitaplarıyla en  çok okunanlar listesinde en üst sıralarda kendine yer bulmuştur.   Selçuk ilahiyat fakülteinden 1990 yılında mezun olan Yağmur aynı yıl kelam ve islam felsefesi ana bilim dalında yüksek lisansa başlamıştır. 1991 yılında Kadın hanı imam hatip lisesinde öğretmenliğe başlayan Yağmur sırasıyla; Konya imam hatip lisesinde ve Meram DR. Ali Rıza Bahadır imam hatip lisesinde idarecilik görevler…

Yaşayan Efsane TÜRKAN ŞORAY

28 Haziran 1945'de İstanbul'un Eyüp ilçesinde dünyaya gelen Türkan Şoray Türk sinemasının unutulmaz isimlerindendir. Oyunculuk, senaristlik ve yönetmenlik yapan Türkan Şoray '' Türk sinemasının Sultan'ı'' olarak anılmaktadır.Sinema ile tanışması 1960'larda başlamış, ilk ödülü, en başarılı kadın oyuncu ödülünü 1964 Antalya Altın Portakal Film Festivali' nde ''Acı Hayat'' filmiyle almıştır. Kadir İnanır ile oynadığı 1972 yapımı ''Dönüş''filminin,1976 yapımı ''Bodrum Hakimi'' filminin ve 1973 yapımı ''Azap'' adlı filmin yönetmenliğini tek başına yapmış;1981 yapımı ''Yılanı Öldürseler'' filminin yönetmenliğini ise Şerif Gören ile birlikte yapmıştır. Türkan Şoray sinema ile tanışmasından bugüne kadar toplam 203 filmde yer almıştır.…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ