Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarındaki çözülme hız kesmeden devam ediyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, KKM bakiyesi 2025 yılının ilk çeyreğinde 1 trilyon TL psikolojik sınırının altına gerileyerek, sistemin zirve yaptığı 2023 Ağustos ayındaki 3,4 trilyon TL’lik seviyeden yaklaşık yüzde 70 oranında bir daralma kaydetti. Bu düşüş, yalnızca bir parasal büyüklük göstergesi değil; aynı zamanda Hazine’nin kur riskinden arındırılması, TL mevduatın yeniden cazip hale gelmesi ve sıkı para politikasının finansal istikrar üzerindeki etkilerini yansıtan kritik bir dönüm noktasıdır.
Güncel Tablo: BDDK Verileriyle KKM'de Kan Kaybı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) haftalık bülteninde yayımlanan son veriler, piyasalarda uzun süredir beklenen normalleşmenin artık rakamlara somut şekilde yansıdığını ortaya koydu. Son açıklanan verilere göre, Kur Korumalı Mevduat (KKM) toplam bakiyesi 1 trilyon TL’nin altına inerek yaklaşık 980 milyar TL seviyesine geriledi. Bu, Aralık 2022’den bu yana görülen en düşük nominal bakiye olarak kayıtlara geçti.
Sistemin zirve noktası olan 25 Ağustos 2023 haftasında 3,4 trilyon TL’yi aşan bakiye, aradan geçen yaklaşık 20 ayda 2,4 trilyon TL’den fazla erimiş durumda. Düşüşün hızı özellikle 2024 yılının ikinci yarısında belirginleşti. Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 50 seviyesinde sabit tutması ve TL mevduat faizlerinin yüzde 55-60 bandına yükselmesi, kur korumasına olan ihtiyacı büyük ölçüde azalttı.
BDDK verileri aynı zamanda TL mevduatın toplam mevduat içindeki payının yüzde 60’ı aştığını gösteriyor. Bu, KKM’den çıkış yapan fonların büyük kısmının dövize değil, doğrudan standart TL vadeli mevduata yöneldiğini teyit eden en kritik göstergedir. Yabancı para (YP) mevduat tarafında ise kayda değer bir artış yaşanmaması, liralaşma stratejisinin şimdilik başarılı olduğuna işaret ediyor.
Düşüşün Anatomisi: Yatırımcıyı KKM'den Uzaklaştıran 4 Temel Faktör

KKM bakiyesindeki tarihi düşüşü tek bir nedene bağlamak eksik bir analiz olur. Bu süreç, makroekonomik politika değişiminden yatırımcı davranışlarına kadar uzanan çok katmanlı bir dönüşümün sonucudur. İşte çözülmeyi hızlandıran dört temel dinamik:
- Politika Faizinde Reel Getiri Avantajı: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizini yüzde 50’de sabit tutarak, enflasyon beklentilerinin üzerinde bir reel faiz koridoru oluşturdu. KKM’nin kur farkı artı faiz getirisi, çoğu dönemde standart TL mevduatın altında kaldı. Yatırımcı için ‘kur riski yok’ argümanı, ‘daha yüksek nominal faiz’ karşısında zayıfladı.
- Döviz Kurlarında Yatay Seyir ve Öngörülebilirlik: Sıkı para politikası ve makroihtiyati tedbirlerin etkisiyle döviz kurları uzun süre kontrollü ve yatay bir seyir izledi. Kurun istikrar kazanması, KKM’nin varlık sebebi olan ‘ani kur sıçramalarına karşı koruma’ ihtiyacını ortadan kaldırdı. Yatırımcı, kur riski algısı azaldıkça döviz yerine TL cinsi varlıklara yöneldi.
- Vade Sonlarında Yenileme Oranlarının Düşmesi: Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın KKM’ye yönelik vergi avantajlarını kademeli olarak kaldırması ve bankaların yeni KKM girişine yönelik agresif pazarlamadan kaçınması, vade sonu gelen hesapların büyük kısmının otomatik olarak standart TL vadeli hesaba dönüşmesini sağladı. Sektör kaynakları, yenileme oranının yüzde 30’un altına gerilediğini belirtiyor.
- Dezenflasyon Sürecine Güvenin Artması: TCMB’nin sıkı duruşu ve enflasyondaki düşüş eğilimi, ekonomik birimlerin TL’ye olan güvenini kademeli olarak onardı. Bu güven tesisi, portföy tercihlerini yapısal olarak TL lehine değiştirdi.
Hazine ve Bütçeye Etkisi: Kur Riskinden Arınma Süreci

KKM bakiyesindeki düşüşün en kritik sonuçlarından biri, kamu maliyesi üzerindeki koşullu yükümlülüklerin azalmasıdır. Sistemin zirve yaptığı dönemde, Hazine’nin taşıdığı kur riski, bütçe disiplinini tehdit eden en büyük mali risk unsuru olarak görülüyordu. Olası bir kur şoku durumunda, Hazine’nin bankalara ve nihai olarak mevduat sahiplerine ödemesi gereken kur farkı, trilyonlarla ifade edilen bir mali yük yaratabilirdi.
Bakiyenin 1 trilyon TL’nin altına inmesi, bu riskin büyük ölçüde bertaraf edildiği anlamına geliyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in sık sık vurguladığı ‘kur riskini hane halkından ve şirketlerden alıp Hazine’ye taşımanın sürdürülebilir olmadığı’ tezi, bu verilerle somut bir zemine oturuyor. KKM’den çıkış stratejisi, yalnızca parasal değil, aynı zamanda mali bir normalleşme projesi olarak okunmalıdır.
2025 yılı bütçe gerçekleşmeleri açısından da bu durum olumlu bir sinyal veriyor. KKM’nin bütçeye maliyeti, geçmiş yıllarda Merkez Bankası’nın ihtiyat akçesinden karşılansa da, nihai olarak konsolide kamu sektörü dengesini etkiliyordu. Stokun azalması, gelecek dönemler için potansiyel bir mali alan yaratıyor.
Sektörel Yansımalar: Banka Bilançoları ve Kredi Dinamikleri

KKM’deki çözülme, bankacılık sektörünün bilanço yapısını da derinden etkiliyor. Sistemin zirve döneminde bankaların pasif tarafında ağırlıklı bir yer tutan KKM, vade uyumsuzluğu ve likidite yönetimi açısından sektör için bir kısıt oluşturuyordu. Bakiyenin azalmasıyla birlikte, bankaların mevduat kompozisyonu daha sağlıklı bir yapıya kavuşuyor.
Özellikle kamu bankaları, KKM’nin en büyük taşıyıcısı konumundaydı. Bu bankaların bilançolarındaki KKM payının düşmesi, fonlama maliyetlerinin öngörülebilirliğini artırıyor. Öte yandan, KKM’den çıkan fonların standart TL vadeliye dönüşmesi, bankaların faiz giderlerini kısa vadede artırsa da, bu durumun kur riskinden arınmış bir bilanço yapısına tercih edildiği sektör çevrelerince dile getiriliyor.
Kredi tarafında ise dolaylı bir etki söz konusu. TL mevduat tabanının genişlemesi, bankaların kredi verme iştahını ve kapasitesini destekliyor. Bu durum, özellikle ticari kredilerde ve KOBİ finansmanında arz yönlü bir rahatlama sağlayabilir. Ancak sektörün regülasyon yoğun yapısı, kredi büyümesinin kontrollü seyretmesini zorunlu kılıyor.
Çıkış Stratejisinin Son Aşaması: Sıfırlanabilir mi?

Ekonomi yönetiminin orta vadeli programında (OVP) yer alan en önemli hedeflerden biri, KKM’nin tamamen sonlandırılmasıydı. Mevcut gidişat, bu hedefin 2025 yılı içinde büyük ölçüde gerçekleşebileceğine işaret ediyor. Ancak ‘sıfırlanma’ kavramı, teknik olarak sistemin tamamen kapanmasından ziyade, stokun makroekonomik dengeyi tehdit etmeyecek kadar küçülmesi olarak anlaşılmalıdır.
Piyasa uzmanları, KKM bakiyesinin 500 milyar TL’nin altına inmesinin, sistemin ‘artık önemsiz’ olarak sınıflandırılması için yeterli olacağını belirtiyor. Bu seviyeye ulaşılması durumunda, kalan bakiyenin büyük kısmının şirketlerin işlem amaçlı döviz ihtiyaçlarından kaynaklanan ve doğal olarak vade sonunda kapanacak hesaplardan oluşması bekleniyor.
TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın son Enflasyon Raporu sunumunda yaptığı değerlendirme, bu sürecin politika yapıcılar tarafından da yakından izlendiğini gösteriyor. Karahan, ‘liralaşma adımlarının kararlılıkla sürdüğünü’ vurgularken, KKM’yi doğrudan işaret etmese de, mevduat kompozisyonundaki iyileşmeye dikkat çekti.
Sıkça Sorulan Sorular
KKM bakiyesi şu an ne kadar?
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) son açıkladığı verilere göre, Kur Korumalı Mevduat (KKM) toplam bakiyesi 1 trilyon TL’nin altına inerek yaklaşık 980 milyar TL seviyesinde bulunuyor. Bu, 2022 yılı sonundan bu yana görülen en düşük seviyedir.
KKM bakiyesi neden sürekli düşüyor?
Düşüşün arkasında dört temel neden var: Merkez Bankası’nın yüzde 50 politika faiziyle sağladığı yüksek TL mevduat getirisi, döviz kurlarındaki yatay ve öngörülebilir seyir, vade sonunda yenileme oranlarının düşmesi ve Hazine’nin vergi avantajlarını kademeli kaldırması, ayrıca genel dezenflasyon sürecine duyulan güvenin artması.
KKM'den çıkan para nereye gidiyor?
BDDK verileri, KKM’den çıkış yapan fonların ezici çoğunluğunun dövize (YP mevduat) yönelmediğini, doğrudan standart TL vadeli mevduat hesaplarına geçtiğini gösteriyor. TL mevduatın toplam içindeki payının yüzde 60’ı aşması, bu dönüşümün en net kanıtıdır.
KKM'nin tamamen kapanması bütçeyi nasıl etkiler?
KKM bakiyesinin azalması, Hazine’nin üzerindeki koşullu kur riski yükümlülüğünü büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Bu durum, olası bir kur şokunda bütçeye gelecek maliyeti minimize ediyor ve gelecek dönemler için daha öngörülebilir bir mali alan yaratıyor.
KKM'de kalan son bakiyeler ne olacak?
Ekonomi yönetiminin hedefi, KKM stokunu makroekonomik dengeyi tehdit etmeyecek seviyeye indirmek. Piyasa uzmanları, 500 milyar TL’nin altına inilmesi durumunda kalan bakiyenin büyük kısmının şirketlerin doğal işlem amaçlı hesaplarından oluşacağını ve kendiliğinden vade sonunda kapanacağını öngörüyor.
Kaynaklar: BDDK Haftalık Bülten – Mevduat ve Katılım Fonu Verileri · TCMB Enflasyon Raporu 2025-I Sunumu · Hazine ve Maliye Bakanlığı – Kamu Maliyesi Raporu